Hakkımda

Samandağ/Arsuz/HATAY Deniz Kıyısı
Merhaba ben Yunus Emre, fotoğrafta gördüğün diğer kişi de eşim Havva.

Sıcak bir yaz günü sabahı Takvimler Haziran 1995'i gösterdiğinde, Hatay'ın Yayladağı ilçesinde dünyaya geldim. Ben daha çok küçükken önce Tavas'a, ardından da merkez kente gelmişiz ve yaklaşık 23 senedir Denizli'de yaşıyorum. Denizli'ye geliş hikayemiz aslında herkesin memleketinden neden ayrıldığı ile benzer sebepten ötürü (iş, ekmek davası).

Burada anlattıklarım ve anlatacaklarım asla demagoji değildir!, bizzat yaşadığım HAYAT HİKAYEM'dir. Bunları burada yazmamda ki asıl sebep; buraya kolay yollardan gelmediğimi, hangi şartlar altında yoluma devam ettiğimi, içinde bulunduğum dünyayı gözler önüne sererek bu ve buna benzer hayatı yaşıyorsan kendine güzel bir yol çizmeni sağlamak amacındayım. Özellikle bu yazı; herkes için hayatla bir SAVAŞ'ın çağrısıdır.

Geliri iyi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmedim, bu yüzden hayata hep bir adım geriden başladım. Bu adım; okuduğum okuldan, aldığım eğitime, yediğim yemekten, giydiğim elbiseye, yaşadığım hayattan, konuşma becerime kadar etkisi olan bir şey. Bu bahsettiğim şeyler biraz havada kalabilir, belki de biraz uçuk gelebilir ama bu hayatı yaşamadan da kimsenin anlaması pek mümkün değil :(

Çocukluğum gözümün önüne geldiğinde; hiç de kolay geçmediğini, kendimi gençlik çağlarıma kadar sanayi bölgesinde ve Marmara depremini atlatmış metruk sayılabilecek bir evde geçtiğini hatırlıyorum. Tek eğlendiğim zamanlarsa okuldan arta kalan zamanlardı; sokakta bilye, sporcu kartları, mahalle maçları, kavgalar ve koşuşturmalar arasında geçtiğini anımsıyorum o kadar.. Başka küçük bir eğlencemiz ise; her pazar günü oturduğumuz eve çok yakın konumda bulunan mahalle parkında yaptığımız tek kale maçlar (:

Çocukluğumdan beri sokaklardayım, küçük yaşlarda oyun ama 6 - 7 yaşlarına geldiğimde aileye destek olmak için; akşamları ve hafta sonları evin hemen üstünde bulunan başka bir sanayi bölgesinde, Denizli'nin meşhur Bayramyeri'nde karton, teneke ve hurda toplamakla geçti.

İlkokul, Ortaokul ve lise eğitim-öğretim hayatım boyunca çok fazla takdir, teşekkür ve onur belgesi aldım. Asla yaşadığım hayatın zorluğuna, pisliğine ve kötülüğüne kapılıp o karanlık yolun yolcusu olmayı seçmedim!. Çocukluğum da öğretmenin büyüyünce sen ne olmak istiyorsun? sorusuna; ben hep "Bilgisiyar Mühendis"'i olmak istiyorum diye cevap veriyordum. Bu hayalimin ilk adımını lise tercihlerinde Meslek okulu "Bilişim" bölümünü, alan seçimlerine geldiğimizde de "Web Tasarım ve Programlama" dalını seçtim.

Liseden mezun olduktan sonra üniversite hayatıma 2. öğretim olarak başlama kararı aldım ve sınavsız geçiş hakkımı kullanarak "Bilgisiyar Programcılığı" bölümüne yazıldım. Üniversite hayatım boyunca staj için girdiğim firmadan ayrılmayarak mesleğime devam ettim (17:00 ders zamanı) ve buradan da sınıf 2.'si ve Onur belgesi alarak mezun oldum. (DGS denedim olmadı (: ) Daha sonraları istemeyerek te olsa (: sektörde kalmak ve kendimi daha fazla geliştirmek için Eskişehir Anadolu Ünivsersitesi "Kamu Yönetimi" bölümünü (uzaktan) yine yi bir derece ile bitirerek eğitim-öğretim hayatımı tamamladım.

Bu geçen süre boyunca; çok fazla ter, kan ve göz yaşı akıttım.. hep bir fazlası için çok çalıştım ve çabaladım. Her zaman; yaptığım iş ile alakalı olmasada sektörde gün güne trend olan teknolojileri yakından takip ettim ve uygulamaya çalıştım. Ama! hiçbir zaman; hele ki bu sektörde son diye birşeyin olmadığını ve her zaman kendini güncel tutmak zorunda olduğunu bildim, hayattan hep dersler çıkardım ve çok fazla dersler aldım. Halen kendimi geliştirmek için çok fazla çabalıyorum ve çok fazla eksiğim olduğunu biliyorum, bu yüzden işten arta kalan vakitte ve hafta sonları sürekli bilgisayar başındayım.

Benim için bu meslek uzun bir yarış maratonu ve benim de hiç pes etmeye niyetim yok!. Hedeflerim ve hayallerim var, aslında herkesin de olması lazım bu hayatta. Hedeflerimin arasında büyük bir firmada çalışmak, kalabalık bir ekipte görev almak ve güzel bir ürün ortaya çıkarmak istiyordum. Çoğu zaman artık Denizli'de alabileceğim bilgi, yapabileceğim iş, çıkabileceğim seviye bu kadar diyordum kendi kendime. Hedeflerim için devam ettiğim bu yolda bir anda her şey tersine gitti ve kendimi çıkmaz bir yolda buldum..

Ne zaman mı? tam da pandemi döneminde, hiç de beklemediğim bir anda ve şekilde. Kim? veya Kimler? tabii ki; 8 yıldır gece mi gündüzüme kattığım, emek verdiğim firma tarafından. Neden? tabii ki de [Para]. Nasıl mı? utanç verici, değil mi?. Yaşadığım bu zor ve kötü duruma rağmen asla pes etmedim, hep başım dik durdum, haklı mücadelemin zaferini ve ödülünü kısa zaman içinde aldım.

Bu süreç sonrasında, Linkedin ve diğer platformlar üzerinden yaptığım iş görüşmeleri neticesinde hedeflerimin ikisini gerçekleştirdim ve şuan remote olarak #Modanisa şirketinde 6 aydır yazılım uzmanı pozisyonunda çalışıyorum ve kod yazdığım sürece mutluyum (:

# Hayattaki mottom : Just do it!


~ ~ ~ Ne demiş Albert Einstein : “Takdir ediliyorsan değil, taklit ediliyorsan başarmışsın demektir.”